10 Mayıs 2016 Salı

yaz kampım

Yaz kapının ilk günleri

Bazen farklı bir yere gider, tanımadığın insanlarla olur, bilmediğin yemekleri yer ve görmediğin şeyleri görürsün. Her yeni olan şey sana biraz daha nerde olduğunu bilmiyorsun duygusu verir. Bu duyguyla beraber ne yapacağını da bilemezsin. Bir amaç için gittiğin yerden bazen tam tersi ile dönersin. Benim yaz kampı hikayemin ilk günleri de böyle korkutucu geçti. Kimseyi tanımıyor, hiç bir yeri bilmiyor, ne yapacağımdan habersiz, derslere gidip odama geri dönüyordum.

    Uçağımın kalkacağı günden bir önceki gün çok heyecanlıydım. Gitmek için sabırsızlanıyordum. Elbette içimden bir ses yazın 3 haftalık dil kursuna gitmek yerine yazlıkta kalabilirdin diyordu. Fakat bu kurs hem öğretici hem de eğlenceli olacaktı benim için. Sabah 8 de kalkacak kahvaltımı edecektim. Sonrasında derse girip kısa aralarla 5 dersi tamamlayacaktım. Sonrasında boştum, ister odaya gidip dinlenirdim, ister şehirde gezebilirdim. Hafta içleri program bundan ibaretti.  Cumartesi günleri ise geziler vardı. Pazar ise herkes serbestti.

Uçağamın kalkacağı gün çok heyecanlı ve hevesli bir şekilde uyanmıştım. Uçağım 1 de olduğu için sabah çok zamanım vardı kendime gelmek için. Ailemle kahvaltı ettim ve yavaş yavaş havaalanına yol aldık. Başarılı bir uçak seyahati geçirdim. Oraya inince beni karşılayacak insanları bulmak için iyice bir çabaladım. Onları bulunca yanlarında iki tane daha öğrenci vardı. Onlara tanışmaya utandım ve konuşma açmadım. Diğerlerinin de gelmelerini bekleyeceğimiz için daha 2 saat oradaydık. Bir şekilde konuşmamız gerekiyordu. Sonunda cesaretimi topladım ve konuşma açtım. Türkiye de hiç bir zaman yeni insanlarla tanışmak bana zor gelmemişti. Fakat burada bir farklıydı. Nedenini bende anlayamamıştım. Sonrasında sohbet uzadı ve 3 kişi daha yanımıza geldi. 2 saat geçtikten sonra toplam 11 kişiydik ve otobüse doğru ilerledik.

Otobüste yanıma bir italyan oturdu ve oturduğu gibi bana selam verdi. Adı “Francessco” olan bu italyan çocuk benle yaşıttı ve futbola çok ilgisi vardı. Sohbetimiz de spor üzerineydi. Yaklaşık 30 saatlik sohbetten sonra uyumaya karar verdim. Son 1.30 saat uyudum ve uyanınca kalıcağımız yere ve ayrıca her şeyin olacağı mekana varmıştık. Otobüsten inenlerin bazıları oradaki hocalara sarıldı, ve konuşmaya başladı. Daha öncede geldiğini anladım onları. Odama çekildikten sonra burada 3 hafta boyunca ne yapacağımı düşündüm. Gerçekten zor bir başlangıç olacaktı. Özellikle sonraki iki üç gün arkadaş edinmekte zorlanacaktım.

Ertesi gün ders vardı. Herkese telefon yoluyla bir haber geldi. Bu akşam gelenlere “Jonathan” adındaki bir gurup lideri konuşma yapacak, kısaca OİSE’yi anlatacaktı. Başlıca kuralları, ders saatlerini, tüm programı anlatacaktı. Bu konuşma sırasında biraz kafam karıştı ve burada olmak isteyip istemediğimi düşündüm. Odaya geri dönünce direk uyuya kalmayı planlıyordum fakat öyle olmadı. Uzun bir gece oldu benim için. Yaklaşık 40 dakika yatakta dönüp dönüp uyumaya çalıştım. En sonunda uyandım fakat sabah bir önceki sabah gibi hevesli kalkmadım. Daha korkulu kalktım bu sefer. Kahvaltıya gittim ve sonra herkesin seviyesini öğrenmek için bir test yapılacağı söylendi. Testi bitirdikten sonra öğretmenler hemen kağıtları okumaya başladı. O sırada tüm öğrenciler boştu. Ben zamanımı oradaki insanlarla masa tenisi oynayarak geçirdim. Yenilen çıkar adındaki oyunu oynuyorduk. Sayıyı kaybeden çıkıyor sıradaki kazananın karşısına geçiyordu. 45 dakika sonra öğlen yemeği açıldı. Biz yemeği bitirdiğimiz zaman, öğretmenlerde kağıtları okumayı bitirmişti. Sonrasında anonslar yapıldı ve kimin hangi sınıfta olacağı söylendi. Dersler bir saat sonra saat tam 14:00 da başkayacaktı. Bu zaman hocaların yemek yemesi için verilmişti. Dersi çok iyi takip ettim ve şansıma Francessco da bu sınıftaydı.

Ben ilk hafta en kötü sınıfa girmiştim ve derslerden sonra olan boş zamandada yapacak hiç bir şey bulamamıştım. İnsanlara şehire gitmek ister misin diye sormaktanda arkadaş edinmektende çok korkmuştum. Orada gelişte 3-4 tane türk arkadaş edinmiştim fakat ingilizce pekiştirmek için geldiğime göre çok da fazla türklerle takılmak istemedim. Onların yanına gittim ve bana onlarla beraber çıkmamı teklif ettiler. Bende kabul ettim ve çok güzel ve uzun olan bir sokağa gittik. Zaten olduğumuz bölge bu sokaktan ibaretti. Yemek yedik ve gezmeye başladık. Aslında çok güzel geçmişti onlara zaman fakat ingilizcemi pekiştirmek için iyi bir yöntem değildi.

Ertesi gün derste Francessco ile yan yana oturduk ve beraber şehire inebileceğimiz hakkında konuştuk. Ders bitince ona gidiyor muyuz diye sordum ve evet cevabını alınca yola koyulduk. Önce beraber yemek yedik, sonra tuttuğumuz takım hakkında konuştuk, güldük eğlendik ev zaman hızla geçip gitti. Dönüş zamanı gelmişti ve hesapları ödeyip kalktık. Yediğimiz yerin hamburgeri hem çok lezzetli hem de çok ucuzdu. Bu nedenle yeni bir arkadaşla güzel bir hamburger yemenin bile çok ama çok güzel bir adım olduğunu anladım.

Akşam yemekte de aynı arkadaşımla oturdum ve masamızda oturan diğer 3 kız ile de tanışma şansı bulduk. Akşam beraber oturup sohbet ettik ve sonra odama çekildim. Çok güzel bir akşam olmuştu. O akşam ilk günlerimi düşündüm. Sonra hayatımda hiç ilk günlerde yaşadığım utançtan daha çok utanmamıştım. Çok kötü geçen ilk günler yer
Ni muhteşem geçen diğer tüm kamp günlerine bıraktı. Harika geçeceğini düşündüğüm ileri günlerde başıma bir tane daha felaket gelecekti.

Diğer gün derse girmeden önce kahvaltı ettim sınıfa 20 dakika erken vardığımı fark ettim. Bu 20 dakika boyunca ne yapacağımı düşünürken zaten 10 dakika geçti. Telefonumda boş boş oyun oynuyor İstanbulda ki arkadaşlarımı düşünüyordum. Havaş yavaş sınıf arkadaşlarım sınıfa geldi ve hocanın da içeri adım atmasıyla ders başladı. Hoca bugün daha çok etkinlikle geçeceğini söyledi. Bazı konularda gerçekten çok ama çok yüksek seviyede olan kelimeler öğrenecektik. Sonrasında bu kelimelerin ezberi için aktiviteler yapacaktık. Aktiviteler iki kişilik gruplarla yapılacaktı. Ben ve Francessco beraber olduk. İlk 30 dakika hoca tahtaya kelimeleri ve anlamlarını yazdı. Bizde defterlerimize bu kelimeleri ve anlamlarını not aldık. Sonra Flashcard denilen aktiviteyle kartlar hazırladık. Bir yönüne kelimeyi, diğerine anlamını yazdık ve birbirimize sormaya başladık. Zaman ilerledikçe ezberin de daha başarılı olduğunu gördük. Hem kelime dağarcığımızı geliştirdik, hem de çok başarılı bir çalışma yöntemi keşfetmiş olduk.

Akşam saatlerinde yine Francessco ile şehire inecektik. İnmeden önce 1 saat boyunca dinlenmiştim. Dinlenmeden önce rahat olsun diye pijamamı giymiştim. Bu şekilde çok rahat bir şekilde yatağımda uzanıp enerji toplayabilecektim. Zamanı farkına varmamışım ki Francessco bani arayıp 1 saat 10 dakika olduğunu ve neden gelmediğimi dordu. Bende uyuya kaldığımı söyleyerek hırkamı üstüme giydim ve çıktım. Sizin de tahmin edeceğiniz gibi pijamayı üstümden çıkarmayı unuttum. Şehire inince fark ettim pijamamın hala üstümde odluğunu. Belli etmemeye çalıştım italyan arkadaşıma. En sonunda oda anladı. Pijama olduğu çok belliydi. Bu nedenle bu sıcak havada hırkayla oturmaya karar vermiştim. Fakat ne olduğunu anlamadığım bir şekilde, farkında olmadan hırkamı  çıkarmışım ki, etrafımdaki herkesin bana baktığımı ve yandan yandan güldüğünü fark ettim. O an çok ama çok utanmıştım.

Hırkamı giydim ve hızlı adımlarla kampüse geri döndük. Gerçekten kötü bir andı ve kötü olan kısmı, aynı yaz kampına gittiğimiz bazı öğrencilerde oradaydı. Resmen sokağa pijama ve şortla çıkmış bir öğrenci, yeni kalkmış bir görünümle, saçları karmaşık ve kötü görünümlü
 Bir şekilde duruyordu. Gerçekten herkesin birbirine anlatacağı gülünç ve utanç verici bir olaydı.

Akşam annemi arayıp anlattım olanları, oda biraz güldükten sonra böyle basit hataları herkesin yapabileceğini söyledi. Benim moralimi biraz olsa yerine getirdi. Belki hayatımın en utanç verici olayıydı pijamayla sokakta dolaşmak, ama bu sayede insanlar gelip benle tanıştı ve bazıları benle arkadaş oldu. Şuan kampta olup konuştuğum tek kişiyi ben bu olay sayesinde tanıdım. Yani demek istediğim utanç verici bir olay her zaman kötü bir son ile itmek zorunda değildir.


İşte benim de en utanç verici hikayem bu şekilde. Son olarak sizinde hayatınızda utanç cerici bir olay yaşayıp yaşamadığınızı düşünmenizi istiyorum. Sonrasında bu olayın size nasıl bir etki yarattığını, iyi mi kötü bittiğini söylemenizi istiyorum. Çoğu kişide kötü bir etki bıraktığını biliyorum ama iyi bir etki bırakanlar da mutlaka olacaktır. Son bir şey söylemek istiyorum, her utanç verici olay kötü bitmek zorunda değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder