10 Mayıs 2016 Salı

kaybettiğim için kazandım

Kaybettiğim İçin Kazandım

     Yolculuk buraya kadar, şampiyonluğa yaklaşamadan kaybetmiştik. Şimdi ise rakiplerimiz orada kupa kaldırma amaçlı maç yaparken biz uçakla İstanbul’a dönüyorduk. Tüm takımda bir üzgünlük, bir sessizlik vardı. Buraya gelirkenki uçakta herkes o kupayı kaldırdığımız anı düşünmüştür. Şimdi ise bir kişinin aklının ucundan bile geçmemiştir muhtemelen. Herkes kendine kızıyor, belkide hayatlarının en mutsuz dönemlerini yaşıyordu.

     Peki bu nasıl oldu? Bu takım buraya nasıl geldi?


     O gün antremana erken gelmiştim. Biraz servis çalışacaktım. Tüm takım üyeleri gibi benimde içimde aynı soru vardı. Turnuvaya gidicek kişiler ne zaman seçilecek? Son 3 haftadır Her antremandan önce koç salona girince bir sessizlik oluşuyor, koçun bugün seçilecek demesi bekleniyordu. Bugünde öyleydi, fakat diğer günlerin aksine bugün gerçekten Onur koç “turnuvaya gidecekleri seçeceğiz” dedi. Herkesin yüzünde ilk üç saniye bir gülümseme oluştu fakat sonra korku yerini aldı. Korku “ ya ben seçilmezsem, en fazla kazanan 3 kişinin arasına giremezsem.” Diyerek gelmişti.

      Antreman bitti, 4 saatlik antremanın ardından hocanın elinde bir kağıt vardı, kazananların yazılı olduğu kağıt. Karışık olarak okunucak olan 3 kız 3 erkek ismi okunmaya başlamadan önce koç herkesin elİnden geleni yaptığını söyledi. Herkesin kazanamayacağı ve kaybedenlerin seneye de şansı olduğunu dile getirdi. Koç önce kızları okudu. Seçilenler kızlar dışındakİ tüm kızlar salondan ayrıldı.  Koç üç erkek adı söylemeden önce erkeklere çok güvendiğini ve bizden şampiyonluk istediğini söyledi. Birinci isim Tayfundu. İkincisi ise Sabri. Son isimi açıklamasına ramak kalmıştı. 10 kişilik erkek takımdan 8 kişi arasından bir kişi daha seçilecekti. Üçüncü kişi bendim. Hayatımda hiç bu kadar sevinmemiştim. O gün hayatımın en mutlu günüydü.

     Herkes çıktı 6 öğrenci ve Onur koç kaldı salonda. Onur koç “ çocuklar, iki hafta sonra Marmara şampiyonası var, takımı siz temsil edeceksiniz. Bu iki hafta içerisinde sadece turnuvaya katılmaya hak kazananlar antremana gelecek. Sizi çok iyi hazırlayacağım ve kupayı okulun müzesine asacağız. Ayrıca ilk 6’ya kalmamız halinde Türkiye şampiyonasına da gideceğiz. Elbette ki Türkiye şampiyonası için ayrı bir seçme yapılmayacak. Tekrardan sizle gideceğim.
Sizi kutluyorum ve yarından itibaren 2 hafta boyunca yaşayacağınız bu zorlu dönem için size başarılar diliyorum. Yarın sabah 8 de ve akşam üstü 6 da antreman var. Bu iki başlangıç saati Pazar dışında her gün aynı. Pazar ise sadece sabah 8 de antreman olacak. Tabii haftaya Pazar akşam üstü uçağımız var. İyi günler, tekrar tebrik ederim.” Dedi ve herkes dağıldı.






         Sabah kalktığımda çok heyecanlıydım. Kahvaltı ettim ve metroya yürüdüm. Son durak olan Hacıosman metro durağında indim. Otobüse bindim ve okula gittim. Antremana 08:07 de gelmiştim. Koç bir daha geç kalırsam tüm antreman koşacağımı söyledi. Bende özür diledim,          Tayfun ve Sabri’nin antremanına katıldım. Kızlar diğer tarafta esneme hareketleri yapıyordu. İkinci antremana tam zamanında vardım ve verimli bir antreman geçirdik. İki hafta boyunca antremanlar çok verimli geçti, içinde şakalar da oldu ama sonucunda her antreman sonunda biraz geliştim. Ne olduğunu anlamadan geçti 14 gün ve sabah kalktığımda içimde bir kıpırtı vardı. Normalde turnuvada kupa hayalleri kurardıma ama antremana geç kalamazdım. Son antremanımızıda yaptık ve eve döndük. Bavulumu hazırlayacaktım ki odamda hazırlanmış bir bavul beni bekliyordu. Anneme teşekkür ettim ve beraber yemeğe çıktık. Akşama doğru evden ayrıldım ve havaalanında takım arkadaşlarım ve koçla buluştuk. Güzel bir uçak yolculu geçirdim. Uzun zamandır kurmak istediğimi hayali çok defa kurdum ve o kupayı kaldırmak istediğimi her hayalin sonunda daha iyi anladım. Kupayı diğer takım arkadaşlarım gibi bende çok istiyordum, ve onun için savaşacaktım. Kupa için ne yapmam gerekiyorsa yapacak ve sonunda kazanacaktım.

     Otele yerleştik, güzel bir gece geçirdik ve sabah şampiyona salonuna vardık. Salon çok büyük ve moderndi. Biz biraz geç varmış olmalıyızki kura çekilmeye başlanmıştı. Çok heyecanlıydık. Yaklaşık 15 dakika sonra kura çekilmişti. Rakiplerimizi görmek için kura masasına yürüyorduk. Grubumuzu öğrenince hepimizin yüzü düştü. Çok zor bir gruptu ve birinci bitirmemiz gerekiyordu. Birinci maçımıza çıktık. 3’e varanın kazandığı maçta tayfun ve Sabri maçlarını kaybetti. Ben kazanırsam devam edecek, kaybedersem bitecekti. Birinci maçtan elenmiş olacaktık kısaca. Neyse ki kazandım. Sonra Tayfun ve Sabri de rakiplerini yenimce maçı 3-2 kazanmış olduk. Bu takım grubun en zor takımıydı. Yani biraz da olsa rahatlamıştık. Gruptaki diğer iki takımıda 3-0 yendik. Yani hiç birimiz bir maç bile vermedi. Sadece grup aşamasının oynanacağı pazartesi günü tamamlanmıştı. Otele geri dönünce birçok takımın çıkış yaptığını gördük. Bu takımlar gruptan çıkamamış takımlardı. Gece çok mutlu bir şekilde uykuya daldım. Diğer gün ilk 32 turu ve ilk 16 turu oynanacağı için çok heyecanlıydım.

      Uyandırma alarmı saat 8:30 da çaldı. Tayfun ve Sabri zaten uyanmış, giyinmişti. Bense uyandırma alarmıyla zar zor kalkmıştım. Beni beklediler. Kalkmam ve hazırlanmam 20 dakika sürmüştü. Beraber kahvaltıya indik ve kızların yanına oturduk. Kızlarda gruplarını geçmişti. Herkes aynı soruyu soruyordu birbirine. “Onur koç nerede” onur koç önceden gitmişti stada. Bizde kahvaltımızı Bitirdik ve otobüsün şöförü olan Ahmet abiyi otel kapısının önünde aramaya başladık. Sağ köşede bekliyordu bizi Ahmet abi, spor salonuna ulaştırdı bizi.

Bayan kuraları çekilmişti ve kızlar kura masasına doğru koştular. Rakipleri zor bir rakip değildi, tıpkı bizim gibi  bir İstanbul takımıydı. Maçlarını kazandılar. Fakat kolay olmamıştı, son maçta kaybetseler eleniyorlardı. Yani maç 3-2 bitmişti. Sıra erkek kurasındaydı. Kura çekildikten sonra çok kolay bir rakibin çıktığını öğrendik. Herkesin yüzü güldü, bir rahatlama hissi geldi. Maçımıza farklı bir taktikle çıktık. Tayfun yine birinci çıkmıştı fakat ben ve Sabri’nin yeri değişmiş, ben ikinci çıkmıştım. Rakibimizi zorlanmadan, 3-0’lık skorla geçtik. Okulumuzun iki takımıda en iyi 16’ya kalmıştı. Fakat ne yazık ki kızlar ilk 16 turunu geçemedi. Biz ise çok ama çok çekişmeli bir maç sonrası bir akşam daha burada kalmaya hak kazandık. Kızlar da bizim sayemizde stressiz, rahat fakat bir o kadar da üzgün bir akşam geçirecekti.

Turnuvadan otele dönünce ilk 8’e kalan takımlarla bir toplantı gerçekleştirmek için Marmara ilçesinin masa tenisi başkan yardımcısının otelde olduğunu öğrendik. Hemen toplantı salonuna gittik. Zaten neredeyse tüm takımlar oradaydı. Bize başarımızı kutladığını söyledi ve yarın maçların öğleden sonra başlayacağını iletti. Bu çok iyi bir haber olmuştu. İlk önce bu günün  Tek süprizinin bu olduğunu düşündük.

Fakat Onur hoca bizi servise aldı ve şöförün sessiz bir şekilde bir şeyler söyledi. Bizde orda turnuva başlamadan önce bize verdiği sözü hatırladık. O akşam koç ilk 8’e kalmamıza ödül olarak bizi bir alışveriş merkezine götürmüştü. Zaten bu süprizin geleceğini biliyorduk çünkü koç ilk 8’e kalmamız halinde bize böyle bir sürpriz yapacağını daha turnuva başlamadan söylemişti. Fakat koç bizim bunu unuttuğumuzu düşünmüştü. Alışveriş merkezinde çok güzel bir ziyafet çektik ve sinemaya girdik. Otele dönünce herkes çok yorgundu. Hemen yatağa yattık. Gözlerimi kapattığım an uyudum sanırım. Fakat herkesin neşesi yerindeydi, ertesi gün sabah saat 07:30 da kalkmak yoktu. Herkes mışıl mışıl uyuyacaktı.

Sabah yaklaşık saat 11:20 gibi kalktım. Çok enerjiktim. Oda arkadaşlarımın uyuduğunu görünce yatakta kıvranmaya başladım. Onlarda uyanınca kahvaltıya gittik. Fakat kahvaltı zamanı bitmek üzereydi. Bize 5 dakikada hızlıca kahvaltı yapmak yerine kahvaltımızı otele yakın bir yerde yaptık. Kıyafetlerimizi de yanımıza aldık çünkü kahvaltı bitiminde salona geçicektik.

Saat 12:30 da salona vardık. Kimle oynayacağımız zaten belliydi. Bu maçla beraber maalesef kupa serüvenimiz bitti. Fakat Türkiye şampiyonasına gitmek için küçük bir şansımız vardı. Bunun nedeni ilk 8’e kalıp yenilen takımlar, 5.,6.,7. Ve 8. Maçlarına da çıkacaklardı. Bu maçlarda 5. Ve 6. Olanlarda şampiyonaya gidebiliyordu. Fakat biz 3 rakipten sadece birini yenebildik ve 7. Olarak turnuvayı bitirmiş olduk.

7.’lik kötü değildi fakat herkes kupa kaldıramadığı için ve Türkiye şampiyonasına ramak kalmışken elendiği için çok ama çok üzgündü.

Yolculuk buraya kadardı, şampiyonluğa yaklaşamadan kaybetmiştik. Şimdi ise rakiplerimiz orada kupa kaldırma amaçlı maç yaparken biz uçakla İstanbul’a dönüyorduk. Tüm takımda bir üzgünlük, bir sessizlik varsı. Buraya gelirkenki uçakta herkes o kupayı kaldırdığımız anı düşünmüştür. Şimdi ise bir kişinin aklının ucundan bile geçmemiştir muhtemelen. Herkes kendine kızıyor, belkide hayatlarının en mutsuz dönemlerini yaşıyordu.

Yine de kendimle gurur duyuyordum. Bir şey uğruna savaşmış, o şeyi elde etmeye çalışmıştım. Çok büyük bir kitle içerisine 7. Sırayı almayı başarmıştık. Belki kazansak çok çalışmanın ve çok  bir işi başarmanın yarısı olduğu sözüne inanmamaya devam edecektim. Fakat kaybettiğimiz için düşünmeye fırsatım oldu. Buda bana çok önemli bir hayat dersi verdi. Yani kısaca, kaybetttiğim için kazandım.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder