Kaybettiğim İçin Kazandım
Yolculuk buraya kadar, şampiyonluğa
yaklaşamadan kaybetmiştik. Şimdi ise rakiplerimiz orada kupa kaldırma amaçlı
maç yaparken biz uçakla İstanbul’a dönüyorduk. Tüm takımda bir üzgünlük, bir
sessizlik vardı. Buraya gelirkenki uçakta herkes o kupayı kaldırdığımız anı
düşünmüştür. Şimdi ise bir kişinin aklının ucundan bile geçmemiştir muhtemelen.
Herkes kendine kızıyor, belkide hayatlarının en mutsuz dönemlerini yaşıyordu.
Peki bu nasıl oldu? Bu takım buraya nasıl
geldi?
O gün antremana erken gelmiştim. Biraz
servis çalışacaktım. Tüm takım üyeleri gibi benimde içimde aynı soru vardı.
Turnuvaya gidicek kişiler ne zaman seçilecek? Son 3 haftadır Her antremandan
önce koç salona girince bir sessizlik oluşuyor, koçun bugün seçilecek demesi
bekleniyordu. Bugünde öyleydi, fakat diğer günlerin aksine bugün gerçekten Onur
koç “turnuvaya gidecekleri seçeceğiz” dedi. Herkesin yüzünde ilk üç saniye bir
gülümseme oluştu fakat sonra korku yerini aldı. Korku “ ya ben seçilmezsem, en
fazla kazanan 3 kişinin arasına giremezsem.” Diyerek gelmişti.
Antreman bitti, 4 saatlik antremanın
ardından hocanın elinde bir kağıt vardı, kazananların yazılı olduğu kağıt. Karışık
olarak okunucak olan 3 kız 3 erkek ismi okunmaya başlamadan önce koç herkesin
elİnden geleni yaptığını söyledi. Herkesin kazanamayacağı ve kaybedenlerin
seneye de şansı olduğunu dile getirdi. Koç önce kızları okudu. Seçilenler kızlar
dışındakİ tüm kızlar salondan ayrıldı. Koç üç erkek adı söylemeden önce erkeklere çok
güvendiğini ve bizden şampiyonluk istediğini söyledi. Birinci isim Tayfundu. İkincisi
ise Sabri. Son isimi açıklamasına ramak kalmıştı. 10 kişilik erkek takımdan 8
kişi arasından bir kişi daha seçilecekti. Üçüncü kişi bendim. Hayatımda hiç bu kadar
sevinmemiştim. O gün hayatımın en mutlu günüydü.
Herkes çıktı 6 öğrenci ve Onur koç kaldı
salonda. Onur koç “ çocuklar, iki hafta sonra Marmara şampiyonası var, takımı
siz temsil edeceksiniz. Bu iki hafta içerisinde sadece turnuvaya katılmaya hak kazananlar
antremana gelecek. Sizi çok iyi hazırlayacağım ve kupayı okulun müzesine
asacağız. Ayrıca ilk 6’ya kalmamız halinde Türkiye şampiyonasına da gideceğiz. Elbette
ki Türkiye şampiyonası için ayrı bir seçme yapılmayacak. Tekrardan sizle
gideceğim.
Sizi kutluyorum ve yarından
itibaren 2 hafta boyunca yaşayacağınız bu zorlu dönem için size başarılar
diliyorum. Yarın sabah 8 de ve akşam üstü 6 da antreman var. Bu iki başlangıç
saati Pazar dışında her gün aynı. Pazar ise sadece sabah 8 de antreman olacak.
Tabii haftaya Pazar akşam üstü uçağımız var. İyi günler, tekrar tebrik ederim.”
Dedi ve herkes dağıldı.
Sabah kalktığımda çok heyecanlıydım.
Kahvaltı ettim ve metroya yürüdüm. Son durak olan Hacıosman metro durağında indim.
Otobüse bindim ve okula gittim. Antremana 08:07 de gelmiştim. Koç bir daha geç
kalırsam tüm antreman koşacağımı söyledi. Bende özür diledim, Tayfun ve Sabri’nin antremanına
katıldım. Kızlar diğer tarafta esneme hareketleri yapıyordu. İkinci antremana
tam zamanında vardım ve verimli bir antreman geçirdik. İki hafta boyunca
antremanlar çok verimli geçti, içinde şakalar da oldu ama sonucunda her
antreman sonunda biraz geliştim. Ne olduğunu anlamadan geçti 14 gün ve sabah
kalktığımda içimde bir kıpırtı vardı. Normalde turnuvada kupa hayalleri
kurardıma ama antremana geç kalamazdım. Son antremanımızıda yaptık ve eve
döndük. Bavulumu hazırlayacaktım ki odamda hazırlanmış bir bavul beni
bekliyordu. Anneme teşekkür ettim ve beraber yemeğe çıktık. Akşama doğru evden
ayrıldım ve havaalanında takım arkadaşlarım ve koçla buluştuk. Güzel bir uçak
yolculu geçirdim. Uzun zamandır kurmak istediğimi hayali çok defa kurdum ve o
kupayı kaldırmak istediğimi her hayalin sonunda daha iyi anladım. Kupayı diğer
takım arkadaşlarım gibi bende çok istiyordum, ve onun için savaşacaktım. Kupa
için ne yapmam gerekiyorsa yapacak ve sonunda kazanacaktım.
Otele yerleştik, güzel bir gece geçirdik
ve sabah şampiyona salonuna vardık. Salon çok büyük ve moderndi. Biz biraz geç
varmış olmalıyızki kura çekilmeye başlanmıştı. Çok heyecanlıydık. Yaklaşık 15
dakika sonra kura çekilmişti. Rakiplerimizi görmek için kura masasına
yürüyorduk. Grubumuzu öğrenince hepimizin yüzü düştü. Çok zor bir gruptu ve
birinci bitirmemiz gerekiyordu. Birinci maçımıza çıktık. 3’e varanın kazandığı
maçta tayfun ve Sabri maçlarını kaybetti. Ben kazanırsam devam edecek,
kaybedersem bitecekti. Birinci maçtan elenmiş olacaktık kısaca. Neyse ki
kazandım. Sonra Tayfun ve Sabri de rakiplerini yenimce maçı 3-2 kazanmış olduk.
Bu takım grubun en zor takımıydı. Yani biraz da olsa rahatlamıştık. Gruptaki
diğer iki takımıda 3-0 yendik. Yani hiç birimiz bir maç bile vermedi. Sadece
grup aşamasının oynanacağı pazartesi günü tamamlanmıştı. Otele geri dönünce
birçok takımın çıkış yaptığını gördük. Bu takımlar gruptan çıkamamış
takımlardı. Gece çok mutlu bir şekilde uykuya daldım. Diğer gün ilk 32 turu ve
ilk 16 turu oynanacağı için çok heyecanlıydım.
Uyandırma alarmı saat 8:30 da çaldı. Tayfun
ve Sabri zaten uyanmış, giyinmişti. Bense uyandırma alarmıyla zar zor
kalkmıştım. Beni beklediler. Kalkmam ve hazırlanmam 20 dakika sürmüştü. Beraber
kahvaltıya indik ve kızların yanına oturduk. Kızlarda gruplarını geçmişti.
Herkes aynı soruyu soruyordu birbirine. “Onur koç nerede” onur koç önceden
gitmişti stada. Bizde kahvaltımızı Bitirdik ve otobüsün şöförü olan Ahmet abiyi
otel kapısının önünde aramaya başladık. Sağ köşede bekliyordu bizi Ahmet abi,
spor salonuna ulaştırdı bizi.
Bayan kuraları çekilmişti ve
kızlar kura masasına doğru koştular. Rakipleri zor bir rakip değildi, tıpkı
bizim gibi bir İstanbul takımıydı.
Maçlarını kazandılar. Fakat kolay olmamıştı, son maçta kaybetseler
eleniyorlardı. Yani maç 3-2 bitmişti. Sıra erkek kurasındaydı. Kura çekildikten
sonra çok kolay bir rakibin çıktığını öğrendik. Herkesin yüzü güldü, bir
rahatlama hissi geldi. Maçımıza farklı bir taktikle çıktık. Tayfun yine birinci
çıkmıştı fakat ben ve Sabri’nin yeri değişmiş, ben ikinci çıkmıştım. Rakibimizi
zorlanmadan, 3-0’lık skorla geçtik. Okulumuzun iki takımıda en iyi 16’ya
kalmıştı. Fakat ne yazık ki kızlar ilk 16 turunu geçemedi. Biz ise çok ama çok
çekişmeli bir maç sonrası bir akşam daha burada kalmaya hak kazandık. Kızlar da
bizim sayemizde stressiz, rahat fakat bir o kadar da üzgün bir akşam
geçirecekti.
Turnuvadan otele dönünce ilk 8’e
kalan takımlarla bir toplantı gerçekleştirmek için Marmara ilçesinin masa
tenisi başkan yardımcısının otelde olduğunu öğrendik. Hemen toplantı salonuna
gittik. Zaten neredeyse tüm takımlar oradaydı. Bize başarımızı kutladığını
söyledi ve yarın maçların öğleden sonra başlayacağını iletti. Bu çok iyi bir
haber olmuştu. İlk önce bu günün Tek
süprizinin bu olduğunu düşündük.
Fakat Onur hoca bizi servise aldı
ve şöförün sessiz bir şekilde bir şeyler söyledi. Bizde orda turnuva başlamadan
önce bize verdiği sözü hatırladık. O akşam koç ilk 8’e kalmamıza ödül olarak
bizi bir alışveriş merkezine götürmüştü. Zaten bu süprizin geleceğini
biliyorduk çünkü koç ilk 8’e kalmamız halinde bize böyle bir sürpriz yapacağını
daha turnuva başlamadan söylemişti. Fakat koç bizim bunu unuttuğumuzu
düşünmüştü. Alışveriş merkezinde çok güzel bir ziyafet çektik ve sinemaya
girdik. Otele dönünce herkes çok yorgundu. Hemen yatağa yattık. Gözlerimi
kapattığım an uyudum sanırım. Fakat herkesin neşesi yerindeydi, ertesi gün
sabah saat 07:30 da kalkmak yoktu. Herkes mışıl mışıl uyuyacaktı.
Sabah yaklaşık saat 11:20 gibi
kalktım. Çok enerjiktim. Oda arkadaşlarımın uyuduğunu görünce yatakta
kıvranmaya başladım. Onlarda uyanınca kahvaltıya gittik. Fakat kahvaltı zamanı
bitmek üzereydi. Bize 5 dakikada hızlıca kahvaltı yapmak yerine kahvaltımızı
otele yakın bir yerde yaptık. Kıyafetlerimizi de yanımıza aldık çünkü kahvaltı
bitiminde salona geçicektik.
Saat 12:30 da salona vardık.
Kimle oynayacağımız zaten belliydi. Bu maçla beraber maalesef kupa serüvenimiz
bitti. Fakat Türkiye şampiyonasına gitmek için küçük bir şansımız vardı. Bunun
nedeni ilk 8’e kalıp yenilen takımlar, 5.,6.,7. Ve 8. Maçlarına da
çıkacaklardı. Bu maçlarda 5. Ve 6. Olanlarda şampiyonaya gidebiliyordu. Fakat
biz 3 rakipten sadece birini yenebildik ve 7. Olarak turnuvayı bitirmiş olduk.
7.’lik kötü değildi fakat herkes
kupa kaldıramadığı için ve Türkiye şampiyonasına ramak kalmışken elendiği için
çok ama çok üzgündü.
Yolculuk buraya kadardı,
şampiyonluğa yaklaşamadan kaybetmiştik. Şimdi ise rakiplerimiz orada kupa
kaldırma amaçlı maç yaparken biz uçakla İstanbul’a dönüyorduk. Tüm takımda bir
üzgünlük, bir sessizlik varsı. Buraya gelirkenki uçakta herkes o kupayı
kaldırdığımız anı düşünmüştür. Şimdi ise bir kişinin aklının ucundan bile
geçmemiştir muhtemelen. Herkes kendine kızıyor, belkide hayatlarının en mutsuz
dönemlerini yaşıyordu.
Yine de kendimle gurur
duyuyordum. Bir şey uğruna savaşmış, o şeyi elde etmeye çalışmıştım. Çok büyük
bir kitle içerisine 7. Sırayı almayı başarmıştık. Belki kazansak çok çalışmanın
ve çok bir işi başarmanın yarısı olduğu
sözüne inanmamaya devam edecektim. Fakat kaybettiğimiz için düşünmeye fırsatım
oldu. Buda bana çok önemli bir hayat dersi verdi. Yani kısaca, kaybetttiğim
için kazandım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder