Yaz kapının ilk
günleri
Bazen farklı bir yere gider, tanımadığın insanlarla olur, bilmediğin
yemekleri yer ve görmediğin şeyleri görürsün. Her yeni olan şey sana biraz daha
nerde olduğunu bilmiyorsun duygusu verir. Bu duyguyla beraber ne yapacağını da
bilemezsin. Bir amaç için gittiğin yerden bazen tam tersi ile dönersin. Benim
yaz kampı hikayemin ilk günleri de böyle korkutucu geçti. Kimseyi tanımıyor,
hiç bir yeri bilmiyor, ne yapacağımdan habersiz, derslere gidip odama geri
dönüyordum.
Uçağımın kalkacağı
günden bir önceki gün çok heyecanlıydım. Gitmek için sabırsızlanıyordum. Elbette
içimden bir ses yazın 3 haftalık dil kursuna gitmek yerine yazlıkta
kalabilirdin diyordu. Fakat bu kurs hem öğretici hem de eğlenceli olacaktı
benim için. Sabah 8 de kalkacak kahvaltımı edecektim. Sonrasında derse girip
kısa aralarla 5 dersi tamamlayacaktım. Sonrasında boştum, ister odaya gidip
dinlenirdim, ister şehirde gezebilirdim. Hafta içleri program bundan
ibaretti. Cumartesi günleri ise geziler
vardı. Pazar ise herkes serbestti.
Uçağamın kalkacağı gün çok heyecanlı ve hevesli bir şekilde
uyanmıştım. Uçağım 1 de olduğu için sabah çok zamanım vardı kendime gelmek
için. Ailemle kahvaltı ettim ve yavaş yavaş havaalanına yol aldık. Başarılı bir
uçak seyahati geçirdim. Oraya inince beni karşılayacak insanları bulmak için
iyice bir çabaladım. Onları bulunca yanlarında iki tane daha öğrenci vardı.
Onlara tanışmaya utandım ve konuşma açmadım. Diğerlerinin de gelmelerini
bekleyeceğimiz için daha 2 saat oradaydık. Bir şekilde konuşmamız gerekiyordu. Sonunda
cesaretimi topladım ve konuşma açtım. Türkiye de hiç bir zaman yeni insanlarla
tanışmak bana zor gelmemişti. Fakat burada bir farklıydı. Nedenini bende
anlayamamıştım. Sonrasında sohbet uzadı ve 3 kişi daha yanımıza geldi. 2 saat
geçtikten sonra toplam 11 kişiydik ve otobüse doğru ilerledik.
Otobüste yanıma bir italyan oturdu ve oturduğu gibi bana
selam verdi. Adı “Francessco” olan bu italyan çocuk benle yaşıttı ve futbola
çok ilgisi vardı. Sohbetimiz de spor üzerineydi. Yaklaşık 30 saatlik sohbetten
sonra uyumaya karar verdim. Son 1.30 saat uyudum ve uyanınca kalıcağımız yere
ve ayrıca her şeyin olacağı mekana varmıştık. Otobüsten inenlerin bazıları
oradaki hocalara sarıldı, ve konuşmaya başladı. Daha öncede geldiğini anladım
onları. Odama çekildikten sonra burada 3 hafta boyunca ne yapacağımı düşündüm.
Gerçekten zor bir başlangıç olacaktı. Özellikle sonraki iki üç gün arkadaş
edinmekte zorlanacaktım.
Ertesi gün ders vardı. Herkese telefon yoluyla bir haber
geldi. Bu akşam gelenlere “Jonathan” adındaki bir gurup lideri konuşma yapacak,
kısaca OİSE’yi anlatacaktı. Başlıca kuralları, ders saatlerini, tüm programı
anlatacaktı. Bu konuşma sırasında biraz kafam karıştı ve burada olmak isteyip
istemediğimi düşündüm. Odaya geri dönünce direk uyuya kalmayı planlıyordum
fakat öyle olmadı. Uzun bir gece oldu benim için. Yaklaşık 40 dakika yatakta
dönüp dönüp uyumaya çalıştım. En sonunda uyandım fakat sabah bir önceki sabah
gibi hevesli kalkmadım. Daha korkulu kalktım bu sefer. Kahvaltıya gittim ve
sonra herkesin seviyesini öğrenmek için bir test yapılacağı söylendi. Testi
bitirdikten sonra öğretmenler hemen kağıtları okumaya başladı. O sırada tüm
öğrenciler boştu. Ben zamanımı oradaki insanlarla masa tenisi oynayarak
geçirdim. Yenilen çıkar adındaki oyunu oynuyorduk. Sayıyı kaybeden çıkıyor
sıradaki kazananın karşısına geçiyordu. 45 dakika sonra öğlen yemeği açıldı.
Biz yemeği bitirdiğimiz zaman, öğretmenlerde kağıtları okumayı bitirmişti.
Sonrasında anonslar yapıldı ve kimin hangi sınıfta olacağı söylendi. Dersler
bir saat sonra saat tam 14:00 da başkayacaktı. Bu zaman hocaların yemek yemesi
için verilmişti. Dersi çok iyi takip ettim ve şansıma Francessco da bu sınıftaydı.
Ben ilk hafta en kötü sınıfa girmiştim ve derslerden sonra
olan boş zamandada yapacak hiç bir şey bulamamıştım. İnsanlara şehire gitmek
ister misin diye sormaktanda arkadaş edinmektende çok korkmuştum. Orada gelişte
3-4 tane türk arkadaş edinmiştim fakat ingilizce pekiştirmek için geldiğime
göre çok da fazla türklerle takılmak istemedim. Onların yanına gittim ve bana
onlarla beraber çıkmamı teklif ettiler. Bende kabul ettim ve çok güzel ve uzun
olan bir sokağa gittik. Zaten olduğumuz bölge bu sokaktan ibaretti. Yemek yedik
ve gezmeye başladık. Aslında çok güzel geçmişti onlara zaman fakat ingilizcemi
pekiştirmek için iyi bir yöntem değildi.
Ertesi gün derste Francessco ile yan yana oturduk ve beraber
şehire inebileceğimiz hakkında konuştuk. Ders bitince ona gidiyor muyuz diye
sordum ve evet cevabını alınca yola koyulduk. Önce beraber yemek yedik, sonra
tuttuğumuz takım hakkında konuştuk, güldük eğlendik ev zaman hızla geçip gitti.
Dönüş zamanı gelmişti ve hesapları ödeyip kalktık. Yediğimiz yerin hamburgeri
hem çok lezzetli hem de çok ucuzdu. Bu nedenle yeni bir arkadaşla güzel bir
hamburger yemenin bile çok ama çok güzel bir adım olduğunu anladım.
Akşam yemekte de aynı arkadaşımla oturdum ve masamızda
oturan diğer 3 kız ile de tanışma şansı bulduk. Akşam beraber oturup sohbet
ettik ve sonra odama çekildim. Çok güzel bir akşam olmuştu. O akşam ilk
günlerimi düşündüm. Sonra hayatımda hiç ilk günlerde yaşadığım utançtan daha
çok utanmamıştım. Çok kötü geçen ilk günler yer
Ni muhteşem geçen diğer tüm kamp günlerine bıraktı. Harika
geçeceğini düşündüğüm ileri günlerde başıma bir tane daha felaket gelecekti.
Diğer gün derse girmeden önce kahvaltı ettim sınıfa 20
dakika erken vardığımı fark ettim. Bu 20 dakika boyunca ne yapacağımı
düşünürken zaten 10 dakika geçti. Telefonumda boş boş oyun oynuyor İstanbulda
ki arkadaşlarımı düşünüyordum. Havaş yavaş sınıf arkadaşlarım sınıfa geldi ve
hocanın da içeri adım atmasıyla ders başladı. Hoca bugün daha çok etkinlikle
geçeceğini söyledi. Bazı konularda gerçekten çok ama çok yüksek seviyede olan
kelimeler öğrenecektik. Sonrasında bu kelimelerin ezberi için aktiviteler
yapacaktık. Aktiviteler iki kişilik gruplarla yapılacaktı. Ben ve Francessco
beraber olduk. İlk 30 dakika hoca tahtaya kelimeleri ve anlamlarını yazdı.
Bizde defterlerimize bu kelimeleri ve anlamlarını not aldık. Sonra Flashcard
denilen aktiviteyle kartlar hazırladık. Bir yönüne kelimeyi, diğerine anlamını
yazdık ve birbirimize sormaya başladık. Zaman ilerledikçe ezberin de daha başarılı
olduğunu gördük. Hem kelime dağarcığımızı geliştirdik, hem de çok başarılı bir
çalışma yöntemi keşfetmiş olduk.
Akşam saatlerinde yine Francessco ile şehire inecektik. İnmeden
önce 1 saat boyunca dinlenmiştim. Dinlenmeden önce rahat olsun diye pijamamı
giymiştim. Bu şekilde çok rahat bir şekilde yatağımda uzanıp enerji
toplayabilecektim. Zamanı farkına varmamışım ki Francessco bani arayıp 1 saat
10 dakika olduğunu ve neden gelmediğimi dordu. Bende uyuya kaldığımı söyleyerek
hırkamı üstüme giydim ve çıktım. Sizin de tahmin edeceğiniz gibi pijamayı
üstümden çıkarmayı unuttum. Şehire inince fark ettim pijamamın hala üstümde
odluğunu. Belli etmemeye çalıştım italyan arkadaşıma. En sonunda oda anladı.
Pijama olduğu çok belliydi. Bu nedenle bu sıcak havada hırkayla oturmaya karar
vermiştim. Fakat ne olduğunu anlamadığım bir şekilde, farkında olmadan hırkamı çıkarmışım ki, etrafımdaki herkesin bana
baktığımı ve yandan yandan güldüğünü fark ettim. O an çok ama çok utanmıştım.
Hırkamı giydim ve hızlı adımlarla kampüse geri döndük.
Gerçekten kötü bir andı ve kötü olan kısmı, aynı yaz kampına gittiğimiz bazı
öğrencilerde oradaydı. Resmen sokağa pijama ve şortla çıkmış bir öğrenci, yeni
kalkmış bir görünümle, saçları karmaşık ve kötü görünümlü
Bir şekilde
duruyordu. Gerçekten herkesin birbirine anlatacağı gülünç ve utanç verici bir
olaydı.
Akşam annemi arayıp anlattım olanları, oda biraz güldükten
sonra böyle basit hataları herkesin yapabileceğini söyledi. Benim moralimi
biraz olsa yerine getirdi. Belki hayatımın en utanç verici olayıydı pijamayla sokakta
dolaşmak, ama bu sayede insanlar gelip benle tanıştı ve bazıları benle arkadaş
oldu. Şuan kampta olup konuştuğum tek kişiyi ben bu olay sayesinde tanıdım.
Yani demek istediğim utanç verici bir olay her zaman kötü bir son ile itmek
zorunda değildir.
İşte benim de en utanç verici hikayem bu şekilde. Son olarak
sizinde hayatınızda utanç cerici bir olay yaşayıp yaşamadığınızı düşünmenizi
istiyorum. Sonrasında bu olayın size nasıl bir etki yarattığını, iyi mi kötü
bittiğini söylemenizi istiyorum. Çoğu kişide kötü bir etki bıraktığını
biliyorum ama iyi bir etki bırakanlar da mutlaka olacaktır. Son bir şey
söylemek istiyorum, her utanç verici olay kötü bitmek zorunda değildir.