27 Aralık 2015 Pazar

Hidrolik kol

HİDROLİK KOL VE HİDROLİK SİSTEM

Merhaba sevgili okurlar. Bu haftaki yazımda size hidrolik koldan bahsedeceğim. Ayrıca bu yazı biraz daha gözlemlere dayanarak yazılmış bir yazı olacak. Bunun nedeni ben hidrolik kolu fizik ödevim için seçtim ve ayrıca basit bir hidrolik kol tasarladım. Bu şekilde hidrolik kolun nasıl çalıştığını anladım. Ayrıca bu yazıda size nasıl hidrolik kol yapabileceğinizde anlatacağım.
Hidrolik kol, bir taraftaki sıvının şırınga yoluyla diğer tarafa iletilmesi ve bunun sonunda diğer şırıngaya sıvı basıncı iletilerek kolun hareket etmesidir. Esasında mantık bu kadar kolaydır.

Hidrolik kol sabit bir hidrolik sistemdir. Sabit hidrolik sistem ne olduğunu bilmiyor musunuz?  Elbetteki açıklayacağım.  Sabit hidrolik sistemler belli bir yere sabitlenmiş hidrolik sistemlerdir. Sabit hidrolik sistemler; imalat ve montaj makineleri, Transport sistemleri, Kaldırma ve iletme mekanizmaları, presler, Basınçlı döküm makineleri, haddehaneler, Asansörler ve Ambalajlama alanlarında kullanılır. Hidrolik kol sistemi benim açımdan kar toplamak için kullanılabilir. Örnek verecek olursak benim yaptığım basit sistemin profesyonel ve çok ama çok daha büyük bir hali çok kar yağınca onları çok rahat ve hızlı bir şekilde kenara itebilir. Hidrolik kolu farklı alanlarda da kullanmayı denemek bazı insanların daha az yorulmasını sağlayabilir. Hidrolik kolun nerede çok başarılı kullanılabileceğini bulmak o alanda çalışan insanları gerçekten çok mutlu edebilir.

Hidrolik kol yapmak isterseniz kullanabileceğiniz malzemeler; 1 adet karton, tahta, 1 adet Metalik koli bandı, 4 adet Şırınga, 2 adet şeffaf boru olmalıdır. Bu malzemelerle çok basit bir hidrolik kol yapılabilir. Ben bu malzemeleri kullanarak kendi hidrolik kolumu tasarladım ve çokta işlevsel olduğunu söyleyebilirim.

Ben bu deneyi yaparken izlediğim deney aşamaları şu şekilde; öncelikle malzemeleri satın aldım. Alt tabaka ahşap üstüne çubuk şeklindeki tahtaları vida ile tutturarak bir kol haline getirdim. Hortumu kol ile tahta arasına tutturdum. Hortuma suyu doldurma ve şırıngaları yerleştirip yapıştırdım. Suyu sıkarak kolu öne, arkaya, aşağı ve yukarı doğru hareket etmesini sağladım.

Biraz da hidrolik sistemlerden hidrolik sistem kullanılır. İnşaat sektörü buna örnektir. Hidrolik sistemler genelde iç içe rahatça girip çıkabilen iki silindirin, hava ve sıvı sızdırmadan hidrolik sıvısı ile hareket ettirilmesidir. Bu sistem birçok farklı işin çok daha kolay ve hızlı çalışmasını sağlar. Ayrıca bu sistem sayesinde işçiler daha az yorulur ve enerjilerini farklı yerlerde tüketme imkanı bulurlar. Ayrıca hidrolik sistem inanılmaz güçlü bir sistemdir. Bu sistem insan elinin yapamayacağı işleri de yapar. Yani hem insan elinin yapamayacağı işleri yapmalarını sağlar, hem de insanların daha az terlemelerini.



Günümüzde hidrolik sistemler yine sıvı basıncını kullanarak arabalarda güvenli bir sürüş için çok büyük avantaj sağlamakta. Sert direksiyon dişli sitemleri yerine sıvı hareketi ile kolayca kullanılabilen direksiyonların elde edilmesini sağlamakta. Ayrıca arabalarda fren sistemlerinde hidrolik olarak saniyede 8-12-16 defa diske vuruşu ile aracı kolayca ve kaydırmadan durdurması da ABS sisteminin temelini oluşturmakta.

Umarım bu yazımda size hidrolik kol sisteminin nasıl çalıştığını, nasıl hazırlandığını, hazırlanma adımlarını, malzemelerini ve amacını doğru bir şekilde açıklayabildim. Ayrıca hidrolik sistemleri de kaba bir şekilde açıklayabildiğimi ve örneğimin de açıklayıcı olduğunu umuyorum.

Kaynaklar:

20 Aralık 2015 Pazar

Futbol'un Tarihi


Bugun sizlere rekabetin tavan yaptığı spor dalı olan futbolun kurulma hikayesini anlatacağım. Umarım keyif alırsınız.

Futbol, Dünya da her ülkenin inanılmaz bir tutku ve heyecan ile oynadığı veya izlediği bir spordur. Peki, herkesi birbiriyle bu kadar rekabete düşüren bu spor nasıl doğdu? Mısır da mezarlardaki duvar resimlerinde futbol oynayan figürlere rastlanması ve Çinde iki kılıç arasında topu tekmeleyen insanların olduğu varsayılması futbolun en eski tarihi olarak varsayılır.

Futbolun Kesin olarak bilinen tarihi 17. Yüzyıldır. İngilizler, 17. Yüzyılda ilk kez gerçekten futbol oynamıştır. Bütün Dünya da kanıtlanmış olan bu bilgi İngilizler'in futbolun kurucusu olduğunu gösterir. Aynı zamanda İngilizler günümüzde Dünya üzerinde bulunan en kaliteli lige sahiptir.
Bu ligin adı ise "Barcalys Premier League" olarak adlandırılmış. Ligde toplam 20 takım bulunur.

Bu olay sonrasında 18. Yüzyılda, futbol topunun tam bir küre biçiminde olmasının kabulu, Cambridge kurallarıyla öğrencilerin ilk maça çıkması, ingiliz takımının Almanya'ya futbol maçı için gitmesi, ilk futbol takımı olan Sheffield Club'ın kurulması ve İngiltere futbol federasyonunun doğuşu futbolun hatırlanması gereken olaylarıdır. Bu olmasaydı olması modern futbol denilen bir kavram olmayacaktı.

18. Yüzyıl, benim açımdan futbol tarhinin en önemli yüzyıllarından biri. Bunun en büyük nedeni
İngiltere futbol federasyonun kurulmuş olmasıdır. Bu fedarasyon ile diğer fedarasyonlarda kurulmuş, bu şekilde futbol yayılmıştır. Günümüzde de TFF yani Türkiye Futbol Federasyonu başarısız bir şekilde işine devam etmektedir. Ne yazıkki son zamanlarda çok kötü seçimler yaparak Türk futbolunu maf etmiştir. Bu benim kişisel fikrimdir.

19. Yüzyıla gelecek olursak; iki ingiliz kulübü arasında oynanan bir maçın yüz bin kişiden fazla izlenmesi, İngiltere dışında bie milli maç oynanması, averajın kabülü, ofsayt kuralının kabulü, Londra olimpiyatlarında futbol oynanması ve Fifa'nın kabulüdür.

Benim açımdan şu an futbolun en üst seviyesinde bulunan fifanın kurulması 19. Yüzyılda yapılan en önemli hareket. Fifa şuan Şampiyonlar ligi ve Uefa ligi adında iki ligi yönetiyor. Bu iki lig kendi ulusal liglerinin üst sıralarında bitiren takımların birbirleriyle karşılaştığı iki ligdir. Bu iki lig sayesinde Dünya üzerinde her sene "kim en iyi ?" Sorusu yanıtlanır.

Türkiye de futbol tarihine gelirsek ise, Dünya da olduğu gibi Türkiyede de aynı yerden insanlar futbolu başlatmıştır. İngilizler İstanbul, İzmir ve Selanikte futbolu başlatmış, burada yaaşyan rumlar da futbola merak sarmıştır. Bu şekilde futbol ülkemize yayılmıştır. Osmanlı da ilk futbol maçı ise 1875 yılında Selanikte oynanmıştır. 1877 yılında ise İzmir de maç yapılmaya başlamıştır.

İlk futbol oynayan türk insan ise ingilizlerle birlikte İzmir de top koşturan Selim Sırrı Tarcan olmuştur. Fakat ilk futbolcu kimliğine bürünen isim ise Fuat Hüsnü Bey adındaki türk'tür. Fuat Hüsnü Bey, ingilizlerle futbol oyandıktan sonra, arkadaşlarıyla bir takım kurmuştur. Kurdukları bu takımın adı ise Black Stocking olmuştur. Fuat Hüsnü Bey'in önderliğinde Black Stocking rumlarla ıynadığı maçı 5-1 kaybetmiş ve dağılmıştır. Sonrasında Fuat Hüsnü Bey, Bobby lakabında ingiliz takımında oynamıştır.

Şuan Türkiye de futbol tüm hızıyla devam ermektedir. Gençlerin açık arayla en çok ilgi duyduğu spor olarak bilinen futbol en üst liginde 18 takım bulunuduryor. Bu ligin ise bir çok alt ligi bulunuyor. Spor Toto Süper Lig Fenerbahçe, Galataaray, Beşiktaş, Trabzon spor ve Bursaspor adındaki 5 büyük takımın önderliğinde sürüyor. Ayrıca Spor Toto Süper Ligi ilk beş sırada bitiren kulüpler Avrupa kupalarına gitmeye hak kazanıyorlar.


13 Aralık 2015 Pazar

Bilgisayar'ın Tarihi


Bu yazımda sizlere bilgisayarın tarihçesi hakkında bazı bilgiler sunacağım. Bu bilgilerin arasına kendi görüşlerimi de ekleyeceğim.

Bilgisayar, abaküs denilen bir basit hesap makinasıyla başlamıştır esasında.  Bu basit hesap makinası 1642 yılında Blaise Pascal tarafından yapılmış bir hesap makinasıdır ve bugünün hesap makinalarından çok farklıdır.  Bu hesap makinası yalnızca toplama ve çıkarma işlmeleri yapabilmektedir.

Bana göre abaküs o dönem için yararlı bir hesap makinası olmuş ve bilgisayar tarihinin başlangıcı olması da bu basit hesap makinasının değerini arttırmış. Ayrıca Blaise Pascal da bu basit hesap makinasıyla bilgisayar tarihini başlatan kişi olmuştur. 

1820 yılında Charles Xavier Thomas, ticari anlamda insanların ilk kez kullanabilecekleri bir hesap makinası ortaya çıkarmıştır. Fakat bu hesap makinası, adaşı Charles Babbage tarafından yaratılan buharla çalışan hesap makinasından çok uzak kalmıştır.

Bence Thomas ve Babbage yeni buluşlarıyla bilgisayar tarihine yeni bir sayfa açmıştır. Elbette ki Babbag'ın buharla çalışan hesap makinası çok büyük bir buluştur fakat benim açımdan ticari anlamda ilk kez kullanılabilir olan bir hesap makinası da bilgisayar tarhinde çok önemli bir yer kaplamaktadır. 

 Bu hesap makinaları sonrası tam anlamıyla bilgisayar ortaya çıkmıştır.  Hermann Hollerith delikli kart sistemiyle çalışan bir bilgisayar üretmiş ve bu bilgisayara veri girişi alma özelliği eklemiştir. Hermann Hollerith'in yapmış olduğu bu bilgisayar yapılan işlemlerin hızının artması ve bilgisayarın yaptığı hataların azalması ile büyük yankı yapmıştır. 

Bu bilgisayardan sonra, Howard Hathaway Aiken, Mark 1 adını verdiği bilgisayarı ortaya çıkarmıştır. Aiken, ondan önce çıkan bilgisayarlarıda logaritma ve trigonemetri fonksiyonlarını hessaplayabilme özelliğiyle geçmiştir. Ayrıca Mark 1 adlı bu bilgisayar yarı otomatik bir bilgisayardır. Fakat bu bilgisayar beklenen hız ve doğru sonuca ulaşamadı. 

Bu öenmli buluşardan sonra bahsetmek istediğim bir konu daha var. Bu konu bilgisayar tarihinin kaç döneme ayrıldığı. Bilgisayarlar tarihi 4 döneme ayrılır. 


1. Kuşakta yapılan bilgisayarların hepsi ENİAC adlı kocaman bir bilgisayar benzer. Bu bilgisayar Amerikan ordusunun çok işine yaradı. Bu bilgisayar sayesinde Amerikan ordusu top atışlarında verilen koordinatların yanlış girilmesi ve zaman kaybını en aza indirdi. Fakat bu bilgisayar 30 ton ağırlığında. 

Amerikan ordusu bu 30 ton ağırlığındaki bilgisayarı kullanmadan önce Pensilvanya Üniversitesi Moore Mühendislik Okulundan yardım aldı. Bu bilgisayar, ondan önce yapılmış olan bilgisayarlardan  çok daha hızlı peoblem çözme yeteneğine sahipti. En önemli dezavantajı ise hafızasının çok küçük olmasıydı.

2. Ve 3. Kuşağın bağlantı yılları arasında Microsoft ve Apple firmaları kuruldu ve ilk bilgisayarları lratay çıktı. Apple firması yolda gördükleri bir elma sonucu adını apple koydukları firmayla Apple 1 adlı bilgisayarı üerettiler. Microsoft firması ise 1985 yılında Microsoft Windowsu ortaya çıkardı ve büyük bir değişim yarattı. Günümüzde kullanılan Windows işetim sistemine en çok benzeyen işetim sistemi ise 1995 yılında üretilmiş olan Windows 1995. 

Windows zaman ilerledikçe ne kadar kaliteli bir şirket olduğunu gösterdi ve 2002 yılında Windows XP denilen yazılımı geliştirdi. Windows XP denilen sürümden 5 yıl sonra Windows firması günümüzde kullanılan Windows vita'yı geliştirdi.  Bu şekilde devam eden Windows sürümleri günümüzde Windows dokuz'a kadar ilerledi. Ayrıca Apple firması da günümüzde iphone 6 s modelini piyasaya sürdü. Ayrıca mac sdında bilgisayar türü var. Bunun yanında ipad, ipod, iwatch gibi ilginç buluşlarıda mevcut.

Yazımda bilgisayar tarihini güzel bir şekilde açıkladığımı umuyorum.

http://www.felsefe.gen.tr/blaise_pascal_kimdir.asp
https://muminsahin.wordpress.com/tag/mark-i/
https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Bilgisayarın_tarihçesi
http://gamzessmn.com/dersnotu/1_bilgisayarin_tarihcesi.docx




  
















6 Aralık 2015 Pazar

Kapı çalınca yaşanan heyecan


     Siz hiç yemek sipariş ettiniz mi ? Elbette ki ettiniz. Siparişi verdikten sonra her kapı çalınca heyecanlandınız mı ? Elbette ki heyecanlandınız.  O yemeği kapıda görünce içinizde ziller çalmadı mı ? Elbette ki çaldı. O zaman bu yazıda ne anlatacağımı az çok biliyorsunuz.

     Eğer yemek siparişi vermek istiyorsanız sipariş vereceğiniz yemek sizi heyecanlandırmalı. Gelmesini dört gözle beklemelisiniz. Öbür türlü bu yemek size keyif vermez. Bu yemeği yerken yemek siparişi vermenin size vermesi gereken eğlenceyi yaşayamazsınız. Bu nedenle sipariş vereceğiniz yemeği seçerken dikkatli bir seçim yapmanız gerektiğini unutmamalısınız. Bu sayede yemek yemenin keyfine varabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman aklınızdan çıkarmayın ki yemek siparişinin fazlası zarardır.

Sipariş vereceğiniz zaman ne sipariş vereceğinizi  düşünürken aklınızda bir fikir olarak dursun benim genellikle verdiğim yemek siparişleri. Ben en çok hamburger patates kombinasyonu ve sucuk-zeytin pizza kombinasyonunu beğeniyorum. Bu iki yemeği sipariş ederken bile yerken Nasıl bir keyif alacağımı düşünüyorum. Siparişi alan insanla telefonda konuşurken ne istediğimi çok dikkatli söylüyorum ki heyecanım yarıda kalmasın. Bu yemekler kapıya giderken heyecanlanmamı sağlayan yemekler.

      Sipariş vermenin en güzel yanı ise yemek ayağınıza geliyor. Daha iyisi olamaz bana göre. Örneğin akşam üstü televizyon izlerken kimse giyinip sadece yemek yeme amacıyla dışarıya çıkmaz. Sipariş için günümüzde herkesin yanından ayırmadığı bir telefon yeterli. Bu avantaj sipariş vermeyi günümüzde ön plana çıkaran en büyük faktör. Ayrıca bir restoranda masalarda yiyeceğin yemek için şık olmalı ve giysine önem vermelisin. Evde böyle bir sorun yok.

Bu kadar siparişin avantajlarından bahsettim. Ayrıca verdiği heyecana da değindim. Yemeği kapında gördüğünde ki heyecanı tanıttım. Peki bu sipariş vermenin hiç dezavantajı yok mu ? Var. Verdiğin sipariş yanlış gelirse yaşanacak çöküntü gerçekten çok ağır. Yemeğin gelmesini 1 saat beklemişsin, siparişi alan insan nedeniyle 1 saat daha bekliyorsun. Ayrıca yanlış geldiği için tekrar yollanan yemeğin heyecanı da bir farklı oluyor. Bu nedenle sipariş verilirken çok dikkatli olunmalı, siparişi alana doğru siparişi vermek için her denilen tekrarlanmalı.

Başka bir dezavantaj ise soğuk yemek. Restoranlarda yenilen yemek sıcak ve yeni çıkmış bir yemek. Eve söylenen ise yolda soğumuş olabilir. Buda yemeği yiyecek olan kişi çok rahatsız eder elbette ki. Bu nedenle sipariş hattı olan restoranların kuryeleri de çok hızlı olmak durumunda.

Bazen istediğin yemeğe sahip olan en yakın restoran bile sana çok uzak olur. Oray'a gitmek istemezsin. Yol parası da ödersin. Bu nedenle yemek siparişi ekonomik olaraktan avantajı olan bir yemek yeme yöntemidir. Yol parası vermesin. Hem de hem gidiş hem dönüş. Sipariş hattı olan restoranların çoğu yol için ekstra bir ücret almaz.

Son olarak, kendi açımdan televizyon karşısında yemek yemeyi çok  severim. Eminim sipariş veren insanların çok büyük bir bölümü de sipariş vermenin bu avantajından faydalanıyordur. Hatta yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biridir yemek yemek televizyon karşısında.

Görüldüğü gibi sipariş vermek bir başka. Bir çok artısı ve bir çok eksiki var. Fakat sahip olduğu avantajlar, sahip olduğu dezavantajlarica bastırıyor. Bu nedenle sipariş vermek ön plana çıkıyor.  Siz de benim gibi sipariş verince kapıda heyecanla bekliyorsanız, sipariş vermenin size verdiği eğlenceyi daha önce tatmışsınızdır. Umarım yazmış olduğum bu yazı sipariş vermenin verdiği keyfi iyi anlayabilmiştir. Yukarıda söylemiş olduğum avantajları ve dezavantajları düşünerek sizde sipariş vermeye başlayabilirsiniz.

29 Kasım 2015 Pazar

galibiyet öncesi ve sonrası

                             

             Tarih'in en eğlenceli sporu dersem yanlış olmaz. Fakat bu spor eğlenceli olmanın ötesinde,  hem oynayan hem izleyen açısından çok duygusal bir spordur.

     Futbol, her yaştan insanların heyecan ve çoşkuyla izlediği, diğer taraftan futbolcuların inanılmaz bir hırsla oynadığı spordur kısaca. bu sporu güzel yapan birçok faktör bulunur.

      Öncelikle galibiyet golü için yaşanan sevinç öncesinden bahsedeceğim. Bir takım maç öncesi Nasıl hazırlık yapar? Maç içinde verilen taktikleri nasıl sahaya yansıtır? Bir futbolcu duygularıNasıl sahaya yansıtır ? Bu soruların cevaplarını vermeye çalışacağım.


      Bir takım, rakip ne olursa olsun o maça çıkmadan önce sıkı bir hazırlık yapmalıdır. Bu hazırlık maç öncesi yapılan antrenman değildir sadece. Teknik heyetin yapacağı analizlerden, futbolcuların arttırması gereken motivasyonlarına kadar maçı kazanmaya yaklaştıracak her faktör önemlidir maça hazırlık aşamasında. Futbolcular için yapılan her farklı hazırlık, onların maçı kazanma ihtimalini arttıracaktır.

      Maç için yapılan hazırlıkların yanında, Takım içinde oluşan arkadaşlık da çok önemlidir. Kurulan her arkadaşlık bağı, takım içindeki uyumu arttıracaktır. Takım içi uyumun artması sonucu, maç içindeki uyum da artacaktır. Takım içi uyum, takımın kazanmasında rol oynayan büyük faktörler arasındadır.

      Anlatacağım başka bir kazanma faktörü ise, maç içinde verilen taktiklerin doğru uygulanmasıdır. Normal olarak, bu taktikler antremanda daha önce denenmiş ve çalışılmış taktiklerdir. Saha içinde bulunan tüm futbolcular bu taktığı bilir. Bu taktik işe yarar ve kazanırsa, galibiyetin mimari teFakat bu taktik işe yaramaz ve maç galibiyet ile sonuçlanmassa, bunun da mimarı teknik heyet olur. Yani bir teknik direktörün yapacağı taktık değişimi çok riskli bir harekettir. Daha önce çok çalışılmış ve başarıyla uygulanılabilen bir taktik olmalıdır.


       Bahsedeceğim son kazanma faktörü ise duygularını sahaya yansıtmak. Duygularını sahaya yansıtmak, yapacağın hareketleri duygularının kontrol etmesi demektir. Duyguların hareket etmek demektir. Bu iş diğerlerinden biraz daha zordur. Futbolcunun kendi başına çalışması gereken bir
Faktördür. Fakat duygularını sahaya yansıtan bir futbolcu diğerlerinin çok önündedir. Dünya'nın en iyi futbolcularının ortak özelliği, hepsi duygularını sahaya yansıtır. Yazımın başındalar dile getirdiğim gibi, futbol duygusal bir spordur. Duygularınla hareket etmeyen bir futbolcu, sonunda sikişir ve ne yapacağını bilemez. Duygularının yanına futbol aklını koyması hallinde Dünya'nın en iyi futbolcusu olursun.


     

     Atılan gol sonrası yaşadığımız sevinçlerle devam edeceğiz. Bu sevinçleri size olabildiğince doğru aktarmaya çalışacağım. Tabii, sözlerin yettiği yere kadar. Sonrasını yaşayarak öğreneceksiniz.

     Bazıları için, futbolda yaşanılan sevinç maçın kalitesine bağlıdır. Bazıları ise her maç heyecanla ve çoşkuyla izler. Örnek vermek gerekirse, gol atması halinde şampiyon olacak bir takım gol atarsa, yaşanılan sevinç çok büyük olur. Fakat bir takımın oynadığı maç güçlü bir takıma karşı değilse, taraftarlar zaten golün geleceği bilir. Ayrıca maçın kazanılması halinde önemli bir başarı elde edilmeyecekse gole olan sevinç azalır.

       Kısaca şampiyonluk için atılan bir golün sevinci, normal bir gol için yaşanılan sevincin 100 katıdır. Örnek vermek gerekirse, Türkiye milli takımımız son dakika golüyle elemeleri atladı ve direkt olarak Fransa finallerine gitti. Seyircilerin, teknik heyetin ve futbolcuların bu gole olan sevinci, daha kolay bir maçta atılan bir gole olan sevincinden daha fazladır.



   
     Bu yazıda sizlere maça başlamadan önceki hazırlıklardan maç bitişine kadar olan her olayı anlattım. Maç başlamadan önce yapılan hazırlıklar, maç içinde verilen taktikler ve galibiyet sonucunda yaşanan sevinç. Futbol aslında teknik ve fizik değil, tecrübe ve akıl işidir. Bunun yanında duygusunu sahaya yansıtan, başarılı olur.